ABD-İran ve Rusya-Ukrayna Savaşında Diplomasi Çıkmazı
NATO Zirvesi, ABD-İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının gidişatını etkileyen önemli gelişmelere sahne oldu. Diplomasi çabalarının akıbeti ve küresel güç dengelerindeki dönüşümler dikkat çekiyor.
İsrail ve Türkiye arasındaki siyasi gerilimler, iki ülkenin iç dinamikleri ve bölgesel güç mücadeleleriyle derinleşiyor. Özellikle Netanyahu'nun iç siyasi hesapları, Türkiye'yi hedef alan yeni bir söylem geliştirmesine yol açıyor.

Bölgesel dinamikler, iç siyasi çekişmeler ve stratejik hamleler, ufukta yeni bir savaş tehlikesi ihtimalini gündeme getiriyor. Özellikle İsrail Başbakanı Netanyahu'nun iç siyasi çıkmazları ve Türkiye'ye yönelik geliştirdiği 'yeni İran' söylemi dikkat çekiyor. Bu gerilim, F-35 savaş uçakları ve Kıbrıs meselesi gibi somut konular üzerinden tırmanıyor.
İsrail'de Başbakan Netanyahu, hakkında açılan yolsuzluk davalarından kurtulmak amacıyla yerleşimci faşist Siyonist akımlarla koalisyon kurdu. Yargı bağımsızlığını aşındırma adımlarına karşı büyük bir toplumsal direnişle karşılaşan Netanyahu, Gazze'de soykırım, Batı Şeria ve Suriye topraklarını ilhak etme süreçleri, İran'a saldırı ve Lübnan topraklarına yönelik ilhak girişimleriyle 'savaş dönemi başbakanı' sıfatını pekiştirmeye çalıştı. Ancak toplumdaki muhalefet, artan şovenizme rağmen tamamen teslim alınamadı ve İran savaşı büyük bir başarı olarak sunulamadı; Tel Aviv'e füzeler ve İHA'lar hala ulaşmaya devam ediyor. Bu yıl 27 Ekim'de genel seçimler yapılacak ve Netanyahu, dikkatini Türkiye üzerine çevirerek, Türkiye'yi 'yeni İran' ve 'yaşamsal tehlike' olarak konumlandırmaya başladı.
Türkiye'de ise iktidar, İBB davası, CHP'li belediyelere yönelik tutuklamalar, transferler ve itirafçılarla muhalefet üzerinde baskıyı artırıyor. NATO toplantısı günlerinde fiili bir OHAL ve doğrudan solu hedef alan tutuklamalarla bu baskı daha da belirginleşti. Ancak rejim, geçim sıkıntısı krizi, İBB davasındaki adaletsizliğin yarattığı huzursuzluk ve tarihi yeniden yazma çabalarının yol açtığı tepkiler nedeniyle kaybettiği toplumsal desteği geri kazanamayacağını görüyor. Özgür Özel liderliğinde muhalefet kitleselleşirken, iktidar bir genel seçimle varlığını sürdürmek istiyor. Kitleselleşmiş bir muhalefet karşısında başkanlık seçimlerini kazanamayacağını bilen iktidar, uluslararası meşruiyet devşirme çabalarını sürdürse de bunun iç eleştirileri güçlendiren iki ucu keskin bir bıçak olduğunu fark ediyor. Bu durumda, bir dış düşman veya savaş tehdidi arayışı önemli bir seçenek olarak öne çıkıyor.
İsrail, ABD'nin Türkiye'ye F-35 savaş uçağı satma ihtimaline karşı sert bir kampanya yürütüyor. Netanyahu, Türkiye'nin saldırgan emelleri olduğunu ve F-35'lerin bölgedeki güç dengesini bozacağını iddia ediyor. İsrail ayrıca, ABD'nin Türkiye'ye yerli savaş uçağı için jet motoru satmasını engellemeye yönelik girişimleri de destekliyor. Netanyahu'nun İsrail'i ile Türkiye arasındaki gerilimin kilit odak noktalarından biri ise Kıbrıs olarak belirtiliyor. Bölgede Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile İsrail ve Yunanistan arasında askeri işbirliği devam ediyor.
NATO Zirvesi, ABD-İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının gidişatını etkileyen önemli gelişmelere sahne oldu. Diplomasi çabalarının akıbeti ve küresel güç dengelerindeki dönüşümler dikkat çekiyor.
İran basını, ABD'nin Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Sirik kenti ve Keşm Adası çevresine gece saatlerinde saldırılar düzenlediğini duyurdu. Bölgede saldırıların boyutu hakkında incelemeler başlatıldı.
İranlı Tuğgeneral Muhibbi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ülkesinin operasyonlarının ABD'nin bölgedeki saldırı altyapısını yok etmeye odaklandığını belirtti. Bu açıklama, bölgedeki gerilimi artırdı ve stratejik bir mesaj olarak yorumlandı.