İranlı yetkili Arakçi, katıldığı bir televizyon programında Hamaney'in ofisine yönelik bir saldırının güvenlik açığından kaynaklandığını ve bu açığın hala devam ettiğini açıkladı. Arakçi, ABD-İsrail ile yaşanan gerilimli müzakere sürecine dair önemli detaylar paylaştı.
İranlı yetkili Arakçi, katıldığı bir televizyon programında yaptığı dikkat çekici açıklamalarla gündeme oturdu. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş süreci, ateşkes ve müzakerelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arakçi, özellikle İran lideri Ali Hamaney'in ofisine yönelik bir saldırıda yaşanan 'güvenlik açığının hala mevcut olduğunu' iddia etti.
Gerilimli Süreç ve Müzakerelerin Arka Planı
Arakçi'nin aktardığına göre, düşman askeri hazırlığını tamamladıktan sonra İran'a uranyum zenginleştirme oranının sıfıra indirilmesi gerektiğini, aksi takdirde saldırıların başlayacağını bildirdi ve ardından müzakere talebinde bulundu. Bu durum üzerine yapılan değerlendirmeler sonucunda yeniden müzakere kararı alındı. Bu kararın temel amacı, daha sonra 'eğer müzakere olsaydı savaş olmazdı' denilmesini engellemekti.
İlgili kurumların savaşın yeniden başlayacağına dair kesin bilgiye sahip olduğunu belirten Arakçi, bu nedenle Silahlı Kuvvetlere savaşa hazırlıklı olmaları yönünde talimat verildiğini ifade etti. Bu hazırlık sayesinde savaş başlar başlamaz karşılık verilebildi. Ayrıca, ülke liderinin hedef alınması durumunda Hürmüz Boğazı'nın kapatılacağına yönelik bir programın da daha önce yapıldığı ortaya çıktı.
Hamaney'in Ofisine Yönelik Saldırı ve Güvenlik Açığı
Arakçi, 12 günlük savaşın ardından bir Nükleer Komite kurulduğunu ve bu komitenin daha sonra müzakere komitesine dönüştüğünü açıkladı. Müzakerelere ilişkin tüm konuların bu komitede ele alındığını ve alınan kararların Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi kararlarıyla aynı onay sürecinden geçtiğini belirtti. Bu toplantılarda müzakereciler için 'ilginç tabirler' kullanıldığını da sözlerine ekledi.
Hamaney'in ofisine yönelik saldırıya ilişkin çarpıcı detaylar veren Arakçi, düşmanın Rehber'in (Ali Hamaney'in) her sabah ofiste bulunduğunu bildiğini vurguladı. Komuta merkezi toplantısının da iki-üç bina ötede yapıldığı ve İstihbarat Bakanlığının toplantısının da aynı anda gerçekleştiği bir anın hedef seçildiğini ifade etti. Arakçi'ye göre, Rehber'in ofisine yönelik bu saldırı bir güvenlik açığı nedeniyle gerçekleşti ve bu açığın muhtemelen hâlâ mevcut olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Kişisel Çıkarlar ve Kritik Değerlendirmeler
Arakçi, kişisel çıkarları ve gelecek planları doğrultusunda karar alanları ihanet içinde gördüğünü açıkça dile getirdi. Kendi hareketlerinin ise itibar veya kişisel gelecek planlarıyla ilgili olmadığını vurguladı.
Arakçi, yaptığı bir hesaplamayı da paylaştı: 'Eğer ateşkesi 10 gün erken kabul etseydik, Ali Laricani (Eski İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri), İsmail Hatib (Eski İstihbarat Bakanı), Asaluyeh (Petrol tesisleri) ve Mübarek Çelik Fabrikası'na sahip olurduk.' Bu açıklama, erken bir ateşkesin İran için kritik varlık ve kişileri koruyabileceği yönünde önemli bir değerlendirme olarak öne çıktı.