Yılın ilk yarısında küresel belirsizliklerin ve bölgesel çatışmaların etkisiyle zorlu bir süreç geçiren Türkiye ekonomisi için yılın kalanına dair beklentiler şekilleniyor. Merkez Bankası'nın faiz politikaları ve ABD seçimleri gibi faktörler, ekonomik gidişatı belirleyecek ana unsurlar olarak öne çıkıyor.
Yaklaşık beş ay önce, küresel belirsizliğin ve artan risklerin Türkiye ekonomisi üzerindeki potansiyel etkileri değerlendirilirken, artacak küresel belirsizliğin sermaye çıkışlarını tetikleyeceği, yükselen risklerle küresel faizlerin artacağı ve bunun Türkiye'nin hem dış hem iç borçlanma maliyetlerini yükselteceği vurgulanmıştı. Yılın ilk altı ayında bu öngörülerin büyük ölçüde doğrulandığı gözlemlendi.
Merkez Bankası'nın Zorlu Kararları
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 boyunca faiz indirimi beklentilerine rağmen, bölgesel gerilimlerin hemen ardından faiz indirmek yerine efektif politika faizini üç puan yükselterek koridorun üst bandına çıkardı. 23 Temmuz'daki son Para Politikaları Kurulu (PPK) toplantısında da yeniden alevlenen savaş sebebiyle politika faizinde değişiklik olmadı ve Merkez Bankası politika faizini %37'de sabit bıraktı.
Özel sektörün dezenflasyon politikalarına daha fazla dayanma gücü kalmadığına dair ısrarlı şikayetlerine rağmen savaşın enflasyon ve kur üzerindeki baskısı Merkez Bankası'na faiz gevşetmesine imkan vermedi. TCMB'nin PPK karar metninde temmuzda enflasyonda 'geçici' bir artış beklediğini söylemesi, savaş kaynaklı şokların sonlanması durumunda eylülde faiz indirimlerinin başlayabileceği şeklinde yorumlanıyor.
Küresel Gerilimlerin Ekonomiye Etkisi
ABD'de 3 Kasım'daki ara seçimler öncesi İran ile bir barış anlaşması imzalanması elzem görünüyor. Başkan Donald Trump'ın çekirdek tabanı savaşı 'dünyaya meydan okuma' olarak görüp destekliyor olsa da, genel seçmenin artan petrol fiyatlarından duyduğu rahatsızlık savaşın kısa sürede bitmesi için Trump'ı zorluyor. Son dönemki ekonomik tahmin ve planlamaların baz senaryosu ağırlıklı olarak bu varsayıma dayanıyor.
TCMB ile aynı gün toplanan Avrupa Merkez Bankası (ECB) da politika faizini değiştirmedi ancak verdiği ileriye dönük sinyal TCMB'nin tersine faiz artışı yönündeydi. Haziranda faiz artışına gitmiş olan ECB, savaş sonrası artan enerji fiyatlarının faiz artışıyla bertaraf edilemeyeceğini bilse de, enflasyon beklentilerindeki olası bir bozulmanın ileride daha yüksek faiz artışları getireceğini hesaplayarak enflasyona karşı taviz vermeyeceği sinyalini güçlü biçimde verdi.
Yılın Kalanına Dair Beklentiler
Yıl başında yapılan değerlendirmelerde öngörülen kötü senaryonun, aradan geçen altı ayın sonunda gerçeğe daha yakın olduğu belirtiliyor. O zaman hesapta olmayan İran savaşı, kötü senaryoda bile öngörülemeyen riskleri beraberinde getirdi. Enerji fiyatlarındaki artış ve tedarik zincirlerindeki aksamalar, yılın kalanında küresel ekonomik görünüm üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.