Eski Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, Keir Starmer'ın istifasıyla boşalan İngiltere Başbakanlığı görevine resmen başlıyor. Burnham, hayat pahalılığı krizini ve ekonomik büyümeyi ele almayı hedefliyor.
Eski Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, artan siyasi baskıların ardından iki yıllık görev süresinin sonunda istifa eden Keir Starmer'ın yerine İngiltere Başbakanı olarak göreve başlıyor. Starmer'ın resmi istifasını sunmasının ardından Buckingham Sarayı'na geçecek olan Burnham, Başbakanlık Konutu Downing Sokağı 10 Numara önünde ilk konuşmasını yapacak. Bu konuşmada hayat pahalılığı kriziyle mücadele, ekonomik büyümeyi canlandırma ve yetkileri Westminster'dan yerel yönetimlere devretme planlarını açıklaması bekleniyor.
Yeni Dönemde İngiltere Ekonomisi
56 yaşındaki Andy Burnham, pandemiden bu yana durgun büyüme ile sarsılan bir ekonomiyi devralıyor. Ancak İngiltere ekonomisi, 2026'nın ilk çeyreğinde Euro Bölgesi ve G7 ekonomilerinden daha iyi bir performans göstermişti. İngiltere Merkez Bankası’nın politika faizinin enflasyonla mücadele amacıyla bu yıl yeniden yükselmesi bekleniyor; bu durum borçlanma maliyetleri üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.
Siyasi Zorluklar ve Yetki Devri
Kamu maliyesi üzerindeki baskı ve Nigel Farage’ın Reform UK partisine desteğin artması, Burnham'ın önündeki tabloyu zorlaştırıyor. Bu durum, yeni Başbakan'a bir sonraki genel seçimden önce seçmenleri hükümetinin rotayı değiştirebileceğine ikna etmek için sınırlı bir zaman bırakıyor. Burnham, yeni İşçi Partisi lideri olma niyetini açıkladıktan sonra yaptığı ilk konuşmada ülke için planlarına ilişkin muğlak ayrıntılar vermekle eleştirilmişti.
Kendisine başka hiçbir milletvekili rakip çıkmadığı için televizyon tartışmaları ve seçmenle buluşma toplantılarındaki olağan sorgulamadan büyük ölçüde kaçınmış oldu. Söz konusu konuşmada, siyasi ve ekonomik gücün Londra’da aşırı yoğunlaştığını savunarak Britanya’nın “yeniden yapılandırılması”nı vaat etti.
Bölgesel Liderlere Geniş Yetkiler
Burnham, yetki devrini büyümeyi artırmanın ve kamu hizmetlerini iyileştirmenin merkezinde görüyor. Bu bağlamda, bölgesel liderlere daha geniş yetkiler vereceği taahhüdünde bulunuyor. Kısa vadeli önceliklerinin başında ise hayat pahalılığı krizinin yarattığı baskıyı hafifletmek ve ekonomik büyümeyi güçlendirmek geliyor.